Bazı insanlar hayatınıza öyle bir anda girer ki, sadece o anda değil, sonrasında da hep “iyi ki” diye anarsınız. Avukat Aydın Aydar, benim için tam da böyle biri oldu. Bu yazıyı bir teşekkür mektubu gibi de okuyabilirsiniz, kendi karanlığından çıkmaya çalışan birinin samimi itirafları gibi de. Ama en çok da, boşanmanın eşiğinde olup kime güveneceğini bilemeyenlere bir yol haritası olarak yazıyorum.
Eşimle on dört yıllık bir evliliğim vardı. Birbirimizi severek evlenmiştik, ama zamanla sevgi yerini sessizliğe, sonra da sessizlik yerini öfkeye bıraktı. Artık aynı evin içinde iki yabancı gibiydik. En kötüsü de bu yabancılığı çocuğumuzun her gün yaşamasına tanık olmaktı. Artık bir karar vermem gerekiyordu ve içimdeki tek dürüst ses bana “bunu tek başına yapamazsın” diyordu.
İşte o gün başladım araştırmaya. “Boşanma avukatı İstanbul” diye yazdım, “Aile hukuku uzmanı avukat” dedim, sayfalarca site gezdim. Hakkında çok şey yazılmış bir isim dikkatimi çekti: Avukat Aydın Aydar. Birkaç yazıyı okudum. Biri demiş ki, “O sadece davayı kazanmadı, bana kendimi hatırlattı.” Bu cümle beni aldı götürdü. Çünkü ben de artık kendimi unutmuştum. Bir telefonla randevu aldım. İçimde bir ağırlıkla gittim görüşmeye. Sanki mahkeme o günmüş gibi giyinmiştim bile.
Aydın Bey beni karşısına aldı, gözümün içine baktı ve ilk cümlesi şu oldu: “Hiç kimse bu süreci yalnız atlatmak zorunda değil.” O an, gözlerim doldu. Daha hiçbir evrak konuşulmamıştı. Henüz dava dosyasına tek bir satır bile yazılmamıştı. Ama ben ilk defa biriyle değil, kendimle konuşuyormuş gibi hissettim.
Dava süreci kolay değildi. Eşim zorluk çıkardı, zaman kazanmaya çalıştı. Mal paylaşımı konusunda da oldukça agresifti. Çocuğumuzu kullanmaya kalktı. Tüm bunlar olurken ben zaman zaman pes etmek istedim. Ama Aydın Bey her seferinde beni tekrar ayağa kaldırdı. Beni değil, dosyamı değil; insan olan beni. Hani bazı avukatlar vardır, size sadece müvekkil gibi bakar. Aydın Bey öyle değildi.
Mahkemede yaptığı savunmayı hayatım boyunca unutamam. Öyle sade, öyle net konuştu ki… Karşı tarafın söylediklerini çürütürken bile bir saygı içindeydi. Hâkim bile başıyla onayladı söylediklerini. O gün, o salonda ben tekrar kendimi kazandım. Mahkeme kararını okuduğunda sanki sadece bir velayet ya da nafaka meselesi çözülmemişti. Hayatımın yükü azalmıştı.
Bugün hâlâ ofis kartviziti cüzdanımda durur. İhtiyacım kalmadı belki ama bazen sadece o günleri unutmamak için çıkarır, bakarım. Çünkü bana o günlerde yol gösteren, sesimi duyan, adalete inancımı tazeleyen biri oldu Aydın Bey.
Eğer bu satırları okuyorsanız ve geceleri uyuyamıyorsanız, gözünüz duvara dalıyorsa ve bir şeylerin artık eskisi gibi olmadığını hissediyorsanız… bilin ki bu yalnızca sizin hikâyeniz değil. Ama bu hikâyenin içinde size gerçek bir destek olacak biri lazım. Benim için o kişi Avukat Aydın Aydar’dı.
Ve bugün çok net söylüyorum: Avukat arayan değil, yeniden başlamak isteyen herkes Aydın Aydar’la bir kez konuşmalı.

